skip to content

Ertuğrul Fırkateyni


   


Osmanlı Batarken Japonya Aydınlanıyordu... 

ERTUĞRUL FIRKATEYNİ’NİN ÖYKÜSÜ 

Japon Prensi Komatsu 1887’de İstanbul’a gelerek Sultan 2.Abdülhamit’e çeşitli armağanlarla birlikte, Japon İmparatorluğu’nun en büyük nişanı olan “Büyük Krizantem” nişanını sununca iki ülke arasında sıcak bir ilişki başladı.Sultan II. Abdülhamit’de Japon imparatoruna bir nişan ve armağanlar götürmesi için savaş gemisi olan Ertuğrul’u hazırlattı.Kuş uçuşuyla on beş  bin kilometre uzaklıkta olan Japonya’ya gitmek için Hint Okyanusu ile Büyük Okyanus geçmek gerekiyordu.Oysa ki Ertuğrul yirmi beş yaşında, eski ve ahşap bir gemiydi. Uzun zamandır Haliç'te bağlı duruyordu. hiçbir bakım görmemişti. Paşa, için, geminin Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Bey’in babası Ertuğrul Gazi’nin adını taşıyor olmasının simgesel bir önemi vardı.   

14 Temmuz 1889 İstanbul’dan yola çıkış 

Yakın sayılabilecek bir tarihte batmış olan Osmanlı savaş gemisi Ertuğrul hem buhar makineli hem de yelkenli bir gemiydi. Rüzgâr iyice azaldığında, yelkenlere doğru yön verebilmek için, işaret parmağı ağza sokularak ıslatılır, bu parmak havaya kaldırılarak soğukluk hissedilen taraftan rüzgârın estiğine karar verilir, yelkenlerin yönü ona göre ayarlanırdı.Süveyş kanalında acı göl adı verilen bölgede kuma saplanan Ertuğrulu’un dümeni kırıldı ve arka tarafı parçalandı. Bu hasarların onarımı üç hafta sürdü 23 Eylül'de Süveyş Kanalı’ndan çıkarak  Bombay'a ulaşan Ertuğrul’a 150.000 ziyaretçi geldi.Kolombo’ya doğru yola çıktıklarının altıncı günü, geminin baş tarafından su almakta olduğu görüldü Süngere dönen tahtaların üstü zifte batırılmış yelken beziyle kaplanarak, geçici olarak sorun çözüldü. 10 Kasım 1889 sabahı Kolombo’ya ulaşıldı ama burada geminin onarılması imkansızdı geçici onarımla 28 Kasım günü Singapur Limanına ulaştılar.15 gün süren zorlu yolculuk büyük bir sorun yaşanmadan atlatıldı.Singapur’da, geminin onarımı ve havanın düzelmesi için Mart ortalarına kadar beklemeleri gerekti. 22 Mart 1890 günü yeniden denize açıldılar. Yola çıktıklarının üçüncü  gününde, şiddetli bir fırtınaya tutuldular. Şimşekler aralıksız  çakıyor, Ertuğrul, insanı yerinden sıçratan gök gürültüleri arasında bir beşik gibi sallanıyordu. Herkes can yeleklerini giymişti. Güvertedeki görevliler, kendilerini görev yerlerine iplerle bağlamışlardı. Yönünü rüzgâra göre değiştiren gemi saatler sonra rahatlayabilmişti.Sonunda 29 Mart günü Saygon’a ulaşıldığında Ertuğrul’u ziyaret etmeye gelen kişilerin sayısı 15.000 kişiyi bulmuştu. Çin Türkleri, Çinli Müslümanlar ve Türk tüccarlar bu ziyaretçilerin çoğunluğunu oluşturuyorlardı. Burada Ertuğrul “Kutsal Gemi” mürettebatta birer “kahraman” ilan edildi.26 Nisan akşama doğru  Ertuğrul, Hongkong’da da sevgi ve coşkuyla karşılandı.Buradan 5 mayıs günü Japonya’nın Nagazaki kentine doğru yola çıkıldı.15 Mayıs günü Nagazaki’ye ulaşıldı.17 Haziran’da Yokohama limanına girildiğinde İstanbul’dan yola çıkalı on bir ayı aşkın bir süre geçmişti.Amiral Osman Bey’ Japon İmparatoru’na Sultan’ın yolladığı nişan ile armağanları iletti.Ertuğrul’un Yokohama’ya ulaşması  telgraflarla tüm dünyaya duyurulmuş ve tüm gazetelerde haber olarak yayınlanmıştı.

Gemide kolera salgını 

Yola çıkma hazırlıklarının yapıldığı sırada, gemide kolera salgını baş gösterdi Nagoya limanında karantinaya alınan Ertuğrul’da  Kolera salgını, 37 kişinin hastalanmasına, hastalardan 13 kişinin ölmesine neden olmuştu. Tüm mürettebatı  650 kişi olan gemide koleradan yalnızca 13 kişinin yitirilmesi, alınan önlemlerin ne kadar başarılı olduğunun bir göstergesiydi.

15 Eylül 1890 da Osmanlı batarken Japonya aydınlanıyordu

Japonların “yola çıkmayın, büyük bir fırtına geliyor” diye uyarıyorlarına aldırış etmeden  Ertuğrul Firkateyni 15 Eylül 1890 pazartesi sabahı erken saatlerde Nagoya’dan demir alarak Yokohama’ya ulaştı.Artık Ertuğrul dönüş yolundaydı. Kuzeyden hafif bir rüzgâr esiyordu. Bundan sonra geçecek her saat kahraman denizcilerimizi Vatana biraz daha yaklaştıracaktı.Öğleye doğru başlayan rüzgar gittikçe sertleşti,iri dalgalar gemiyi salıncak gibi sallıyordu.Gece yarısı, gemi büyük bir gürültüyle sarsıldı. Geminin arka direği, rüzgârın şiddetine daha fazla direnemeyerek kırıldı.Bu sırada, kazan dairesi su almaya başladı ve güvertedeki tahtalar birbirinden ayrıldı.Gemiciler var güçleriyle suyu boşaltmaya çalışıyordu ama bu çabaları hiçbir işe yaramıyordu.öncekinden çok daha büyük bir gürültü koptu ve Gemi Oşima Adası'nın doğu ucundaki kayalıklara çarpıp paramparça oldu. Kazada, geminin 650 kişilik mürettebatından yalnızca 69 kişi sağ kurtulabilmişti. Birbirinden yiğit 581 denizcimiz, geminin bir an önce dönmesi konusundaki anlamsız ısrarlar yüzünden ölmüştü. 

Yardımsever Japon köylüleri Türk kazazedeleri tedavi edebilmek için adeta kendi yaralarını sararcasına seferber olmuşlardıKazadan kurtulan 69 iki Japon savaş gemisi tarafından Türkiye'ye getirildi. Gemiler 2 Ocak 1891 tarihinde İstanbul Limanı'na girdi. 

Bu büyük yolculuk tam 17 ay, 19 gün sürmüştü.  

 

Tanioka Tokue, 94 yaşında  

"Geminin battığı  gece köylülerimiz çok büyük bir gürültü duymuş. Dışarı  çıkmışlar ve kıyıda Türkleri bulmuşlar. Tüm köy bu yabancılara yardım etmek için seferber olmuş. Genç babam Türk denizcilere yardım etmiş. Çok kısa boyluydu babam, ve bu nedenle Türk denizcileri kıyıya taşıması çok zor olmuş. Balıkçı teknelerine sığmamış Türkler. Giysilerimizin boyları da kısa kalmış Kıyıya vuran ölülerin bedenlerini giysilerimizle sardıklarında, yiğit denizciler sığmamış giysilere. Türk denizcilerinin cesetleri yıllarca kıyıya vurdu. Onlara saygımızdan, 3 yıl boyunca balık tutmadık."  

 
“Yol ver serdümen yol ver 
Gece gündüz yol alalım

 Bu havaya tanrım yol ver 
Yurdumuza dönelim.”

İçlerinden çok azı dönebildi yurtlarına. O sularda yaşamlarını yitirenlerin yurtlarına dönüşü, anılarının çağlar boyunca yaşatılmasıyla sağlanacak.

 Ertuğrul’a ve onun yiğit denizcilerine selam olsun… Saygı olsun… 

 
Güneş hüzünle battı.

Uzakta bir yıldız parlıyor,  Deniz çok azgın.

Beyaz anıtın gölgesi karanlığa düşüyor.

Sonsuz teessürle dua ediyoruz,  Ruhların huzuru için,

O cesur gemicilere ve şanlı Ertuğrul'a.

O çılgın fırtınada...  

Kaybolan savaş gemisini yutan dalgalar

O geceki gibi yüksek.    Ne acı,biz artık gemiyi göremiyoruz.

Kumano bölgesinde Kaşino sahillerinde,

Facianın balıkçılar yerini gösterirler.

Ve o gecenin korkunç amansız Fırtınasını hep anlatırlar.

Acısını kalbimizde duyacağız her zaman, Seneler geçse bile.

Ertuğrul'u biz asla unutmayacağız,Çocuklarımıza da her an anlatacağız.

Söz    : Daikiçi İzumi   Beste : Naisei Uçigaki    

 

 

Vakıf başkanımız Sn.Tufan Turanlı'nın ''Ertuğrul Fırkateyni'nin Öyküsü'' adlı kitabından alınmıştır.

 

Coded with validXHTML, CSS and tested for WCAG Priority 2 Conformance.

Powered by Website Baker, design by gavjof